Sen Nasıl İstersen

Kültür ve Tarihe Yolculuk

ribbon

Geçmişe Büyüleyici Bir Yolculuk

Bazı insanlar heyecan duygusunu tatmak için tehlikeli ve riskli -ancak güvenlik önlemleri alınmış- aktiviteleri tercih ederken bazıları yepyeni kültürleri keşfetmeyi tercih eder. Eğer ikinci gruptaysanız geçmişteki toplulukların inşa ettikleri antik kentlerin sokaklarında gezerken veya devasa mimari eserlerin koridorlarında dolaşırken vücudunuzdaki adrenalinin arttığını mutlaka hissediyorsunuzdur. Tarihi yerleri keşfederken daha önce görmediğiniz bu konumlarla ilgili öğreneceğiniz hikâyeler ve mitler heyecanınızı biraz daha artıracak. Tatiliniz, gündelik yaşamın yoğun temposundan bir kaçış olmanın ötesine geçerek öğretici ve ufkunuzu genişleten bir boyut kazanacak. Gizemli geçmişiyle güncel sanatçılara ilham veren Göbeklitepe veya ihtişamıyla herkesi kendine hayran bırakan Tac Mahal gibi birçok yer sizi bekliyor. Dünyanın dört bir yanında içinizdeki kâşifi uyandıracak tarihi mekânlarda unutulmaz bir tatil yaşamak için tarihi yerler tatil paketleriyle seyahatinizi planlamaya başlayabilirsiniz.

Gerçek ve Efsaneler Arasında Tarihe Yolculuk

Günümüzden yüzyıllar, hatta binyıllar önce dünyada hüküm sürmüş toplulukların kültürel miraslarını keşfetmek tatilinize ayrı bir heyecan katabilir. Kendinizi kayıp uygarlıkların gizli hazinelerinin peşinden koşan maceracılar gibi hissetmek istiyorsanız dünyanın yedi kıtasında yüzlerce antik kent, devasa müzeler, hayranlık uyandıran mimari yapılar ve sanat eserleri sizi bekliyor. Gizemi arkeologları hayretler içinde bırakan Göbeklitepe, mimarlara ve sanatçılara esin kaynağı olmaya devam eden Kurtuba Camii, çılgın bir aşığın iki uygarlığı birbirine düşürdüğü hikâyesiyle meşhur Truva, sizi öyküler ve mitlerle dolu tarihi bir yolculuğa çıkaran yerlere verilebilecek örnekler arasında yer alıyor. Bu listeyi dünyanın farklı yerlerinden özel yapılarla uzatmak mümkün.

Türkiye’nin Mutlaka Gezilmesi Gereken 10 Tarihi Yeri

Anadolu toprakları, çağlar boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yaptığı için, belki de dünyanın en zengin kültürel ve tarihi mirasına sahip. Neredeyse attığınız her adımda farklı bir kültürün izine rastlayacağınız Türkiye, ziyaretçilerine tarih, sanat ve kültür alanında sonsuz bir hazine sunuyor. Türkiye’deki önemli tarihi yerlerin her biri, insanlık tarihini şekillendiren ve gelecek kuşaklara ulaştıran zenginlikleriyle birlikte deneyimlenmeyi bekliyor.

Tarihi Yerler Göbeklitepe

Göbeklitepe

Şanlıurfa sınırları içerisinde yer alan Göbeklitepe, dünyanın bilinen en eski tarihi yapısı olarak ifade edilmektedir. Bazı kaynaklarda ise dünyanın sıfır noktası olarak gösterilmesi, şüphesiz ki Göbeklitepe’nin en önemli özellikleri arasında yer almaktadır. UNESCO tarafından Dünya Mirası kalıcı listesine alınan bölgede zamanda yolculuk yaparken insanlık tarihine dair yepyeni keşiflere doğru yolculuklara çıkmak mümkündür.

Yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip olan Göbeklitepe, avcı toplayıcı yaşamdan tarım ve hayvancılığa geçişte, sanatın doğuşundan toprak mimarisine uzanan pek çok alanda yeni bilgilere ulaşılmasını sağlamıştır. Bölgedeki kazılar sırasında bulunan pek çok sanat eseri, günümüzde Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Dönemin inanç sistemi ile ilgili önemli bulguları içeren pek çok figür de yine burada görülebilmektedir. Göbeklitepe, Şanlıurfa Havalimanı’na yaklaşık 36 kilometre mesafede yer almaktadır. Göbeklitepe’ye havalimanından direkt ulaşım sağlayabilmek için araç kiralayabilir, ya da servislerle Şanlıurfa şehir merkezine giderek toplu taşıma araçlarını kullanarak Göbeklitepe’ye ulaşabilirsiniz.

Hattuşaş

Çorum’un Boğazkale ilçesinde yer alan Hattuşaş, Anadolu topraklarının ev sahipliği yaptığı en önemli bölgeler arasındadır. Tarihi MÖ 6 binli yıllara dayanan şehir Hitit uygarlığına başkentlik yapmıştır. Hattuşaş’a gizem katan etkenlerin başında şehirle ilgili yazılı kaynakların sınırlı olması gelmektedir. UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alınan kent içerisinde devletin idari merkezi, tapınaklar, çeşitli askeri yapılar ve asillerin yaşadığı evler yer almaktadır. Günümüzde taş temelli tapınak ve saray kalıntılarının yer aldığı Hattuşaş’ta, Bronz Çağı Çöküşü sonrasında kent imparatorluğunun yıkıldığı, Frig dönemine kadar ise toplumsal hayatın kesintiye uğradığı bilinmektedir.

Döneminin en güçlü uygarlıklarından biri olan Hititler ve başkentleri Hattuşaş’la ilgili bilgiler daha çok Mısır ve Hititler ile ticari ilişkileri olan çevredeki şehir devletlerine ait yazılı kaynaklardan edinilmektedir. MÖ 1700’lerde bölgedeki şehir devletlerinden Kuşşara tarafından işgal edilen kent yıkılmış ve yeniden kurulup burada hüküm sürmek isteyen uygarlıkları lanetleyen bir yazıt bırakılmıştır. Çorum sadece Hattuşaş’la değil, aynı zamanda kente yayılmış kaplıcaları ve termal otelleriyle de meşhurdur. Dünyanın en gizemli antik kentlerinden Hattuşaş’ı keşfettiğiniz bir turdan sonra Çorum’un şifalı sularında yorgunluk atarak keyifli bir tatil yapabilirsiniz. Çorum il merkezine 82, Boğazkale ilçesine 2 kilometre mesafede yer alan Hattuşaş’a özel aracınızla D795 karayolu üzerinden; Çorum kent merkezinden ise Boğazkale’ye giden servisleri kullanarak ya da Amasya Merzifon Havalimanı üzerinden ulaşmanız mümkündür.

Çatalhöyük

Konya’nın Çumra ilçesinin yaklaşık 11 kilometre kuzeyinde yer alan Çatalhöyük, dünyanın en eski kenti sayılmaktadır. 1958 yılında James Mellaart tarafından keşfedilen, kazılarına ise 1961 yılında başlanan antik şehir, dünyanın en uzun süre terk edilmeden kullanılmış yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Öyle ki bu bölgede köy yaşamından kent yaşamına geçişin izlerine rastlanmaktadır. Bununla birlikte 8 bin üzerinde insanın yaşadığı kabul edilen Çatalhöyük’te diğer neolitik yerleşimlerden farklı olarak köy yerleşimi geçilerek kent yerleşimi evresinin yaşandığı bilinmektedir. Aynı zamanda burada yaşayan toplulukların ilk tarımcı topluluklar olduğu elde edilen bulgulardan anlaşılmakta, kültürel etkileşimin zaman içerisindeki dönüşümü de yine aynı bulgular üzerinden okunabilmektedir.

Birçok arkeolog Çatalhöyük’te yaşayan toplumun hiyerarşik bir yapıda olmadığını, daha çok eşitlikçi olduğunu düşünmektedir. Tarih öncesi şehrin bir başka dikkat çeken özelliği ise kentte yer alan evler arasında sokakların bulunmamasıdır. Burada yaşayan insanlar bir noktadan başka bir noktaya geçerken evlerin çatılarından yürüyorlarmış. Dev bir bal peteğini anımsatan yapısıyla oldukça enteresan görünen yerleşim bölgesi, MÖ 7 binli yıllara kadar uzanan geçmişine rağmen çok iyi korunmuş durumda. Konya’ya gitmişken Mevlâna Müzesi, Konya Arkeoloji Müzesi, Taş ve Ahşap Eserler Müzesi’ni (İnce Minareli Medrese) duraklarınız arasına dahil edebilirsiniz. Tatil paketinize kiralık araç ekleyerek şehirde çok daha rahat ulaşım sağlayabilirsiniz. Konya’nın 52 kilometre güneyinde yer alan Çatalhöyük ile Konya Havalimanı arası yaklaşık 27 kilometredir. Havalimanından Çumra ilçesine araç kiralayarak ya da servisleri kullanarak ulaşabilir, Çatalhöyük ziyaretinizi buradan başlatabilirsiniz.

Truva

Birçok insan Truva’yı Homeros’un epik eseri İlyada’daki hikâyesinden biliyor. Şüphesiz, kentin popülaritesi Hollywood yapımı Troy (2004) filmiyle çok daha geniş kitlelere ulaştı. Brad Pitt (Akhilleus), Eric Bana (Hektor) ve Orlando Bloom (Paris) gibi yıldızların yer aldığı filmde kullanılan Truva Atı’nın bir kopyası bugün Çanakkale sınırları içindeki Antik Kent’te sergileniyor. Filmin yapımcıları tarafından şehre hediye edilen ahşap attan önce bir başka temsili Truva Atı da aynı konumda ziyaretçileri ağırlıyordu.

1870’lerde Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından keşfedilen Truva, MÖ 3 binli yıllarda kalabalık bir topluluğa ev sahipliği yapmıştır. Homeros’un İlyada’sı başta olmak üzere tarih boyunca efsanelere ve güncel popüler kültüre ilham kaynağı olmuş hikâyeleriyle bugünkü Truva kalıntılarının arasında gezmek ziyaretçilere hem tarihin hem de mitlerin bir parçası olma imkânı sunmaktadır. Zamanla yaşam arasındaki güçlü bağı insanlar ve kültürler üzerinden gözler önüne seren Truva, pek çok köklü hikâyeye ev sahipliği yapan güçlü bir figür olarak varlık göstermeye devam etmektedir. Eğer antik kentte gezmek size yeterli gelmezse 2018’de açılan Troya Müzesi’ne mutlaka uğrayın. Yaklaşık 750 metrelik bir yolun ardından sizi karşılayan modern yapı 11 bin metrekarelik sergi alanına sahiptir.

Truva Antik Kenti ile Çanakkale şehir merkezi arası yaklaşık 30 kilometre mesafede yer almaktadır. Truva ziyareti için Çanakkale Havalimanı üzerinden şehir merkezine gidebilir ya da araç kiralayarak ziyaretinizi gerçekleştirebilirsiniz.

Efes Antik Kenti

Sık sık “Ege’nin İncisi” olarak anılan İzmir’in en tanınmış antik kenti Efes, Anadolu’nun ilk metropolü olarak bilinmektedir. Hem Antik Yunan hem Antik Roma’ya hizmet etmiş, son derece iyi bir şekilde korunmuş kentin sokaklarını gezerken kendinizi geçmişe yolculuk yapıyor gibi hissedebilirsiniz. Yirmi beş bin kişi kapasiteli Efes Antik Tiyatrosu’nun merdivenlerinden sahneye bakarken bir zamanlar burada ortaya konan Yunan tragedyalarını, Celsus Kütüphanesi’nin ihtişamına kapılıp antik dönem akademisyenlerinin raflardaki kitapları özenle düzenlediğini hayallerinizde canlandırmaya başlayabilirsiniz.

MÖ 10’uncu yüzyılda kurulmuş liman şehri 15’inci yüzyıla kadar birçok uygarlığın ticaret ve kültür merkezi olmuştur. Efes, İzmir’e yapacağınız bir seyahatte kesinlikle es geçilmemesi gereken, belki de dünyanın en etkileyici antik kentleri arasında yer almaktadır. Efes’in en önemli özelliklerinden biri de Antik Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan Artemis Tapınağı’na da ev sahipliği yapmasıdır. Efes Antik Kenti ile İzmir Adnan Menderes Havalimanı arası 60 kilometre mesafede yer alır ve düzenli aralıklarla hareket eden İZBAN seferleri ile Efes Antik Kenti’ne ulaşmak mümkündür.

Tarihi Yerler Tatil Paketleri

Arslantepe Höyüğü

Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan Arslantepe Höyüğü, Fırat Nehri’nin batı kıyısında bulunmaktadır. Malatya ili sınırları içerisindeki Arslantepe Höyüğü’nün zaman karşısındaki tanıklığı hem tarihsel süreçteki konumunu hem de geçmişle günümüz arasındaki kültürel taşıyıcılığını gözler önüne sermektedir.

Hititlerden Roma ve Bizans’a kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Arslantepe Höyüğü’nde bulunan tapınak, iki bin yıllık mühür baskı ve kaliteli metal eserler, buranın aristokrasinin doğduğu ve ilk devlet şeklinin ortaya çıktığı kültürel ve dini bir merkez olduğunu göstermektedir. Arslantepe Höyüğü hakkındaki bilgiler, geçmişten günümüze uzanan köklü bir mirasın taşıyıcılığını yaptığını göstermekte ve gelecek kuşaklara ışık tutmaktadır. Bu bakımdan Arslantepe Höyüğü, zamanın tüm gizemini gözler önüne sererken ziyaretçilerini de köklü bir medeniyet yolculuğuna davet etmektedir. 2021 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınan bölge, özgün mimari eserlere ev sahipliği yaparken keşif yolculuğuna çıkan misafirlerine eşsiz bir deneyim sunmaya devam etmektedir. Arslantepe Höyüğü’nü ziyaret etmek için Malatya Havalimanı’ndan şehir merkezine geçerek toplu taşıma araçlarını kullanabilirsiniz.

Frig Vadisi

Kadim bir uygarlık olarak varlık gösteren Frigler’den günümüze pek çok tarihi değer kalmıştır. El işçilikleri, dokumacılıkları, ağaç ve maden işçilikleriyle birlikte eşsiz müzikleri Anadolu coğrafyasının ne kadar zengin ve besleyici bir kaynak olduğunu göstermektedir. İçerisinde antik yollar, peri bacaları, oyma kaya kiliseleri ve kaya mezarlarının yer aldığı Frig Vadisi, Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar illerimizi kapsayan geniş bir alana yayılmakta olup, her yıl dünyanın pek çok ülkesinden gelen ziyaretçilerini zamanda keyifli bir yolculuğa çıkarmaktadır.

Frig Vadisi’nde gezilecek yerlerin başında Üçlerkayası, Aydalas Kalesi, Kırkgöz Kayalıkları, Himmet Baba Türbesi, Köhnüş Kaya, Çukurca Kale gelmektedir. Eskişehir’e 63, Kütahya’ya 26, Afyonkarahisar’a ise 120 kilometre mesafede yer alan Frig Vadisi’ne özel araçların yanında otobüs ve minibüslerle de ulaşım mümkündür.

Mutlaka görülmesi gereken kiliseler ve kral mezarları Frig Vadisi içerisinde yer almaktadır. Bununla birlikte Ayanizi Köyü sınırları içerisinde de Bizans ve Roma dönemlerinden günümüze kadar ulaşan mezarlar bulunmaktadır. Toplam uzunluğu 506 km olan Frig Yolu; Gordion, Seydiler ve Yenice Çiftliği çevresinden Frig Vadilerine gitmekte, Friglerin merkezi konumundaki Yazılıkaya’da birleşmektedir. Yol boyunca Frig eserlerinin günümüze ulaşan varlığına tanıklık etmek ve zamanda yolcuğa çıkmak mümkündür. Frig Yolu, aynı zamanda UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından da tanınmaktadır.

Karahantepe

Tıpkı dünyanın bilinen en eski tapınak merkezi olan Göbeklitepe gibi neolitik döneme ait yerleşim yerlerinden biri olan Karahantepe, Şanlıurfa sınırları içerisinde yer almaktadır. Bölgenin bir diğer önemli özelliği de şimdiye kadar keşfedilmemiş en eski ritüelistik alan olmasıdır. Hatta öyle ki, Karahantepe’de yapılan çalışmalar neolotik dönemin en köklü yerleşim yerlerinden biri olduğunu gösteren bulgulara ev sahipliği yapmaktadır.

Karahantepe’nin 12 bin yıl öncesine uzanan köklü tarihi, geçmişten günümüze uzanan pek çok mirasla birlikte öne çıkan insan figürleriyle birlikte dikkat çekmektedir. Bu özellikleriyle tarihin akışındaki değişimleri gün yüzüne çıkarması beklenen yapı, köklü Anadolu kültür geçmişinde önemli bir yer tutmakta, insanlık tarihine kalıcı değerler sunmaktadır.

Karahantepe’de yürütülen çalışmalarda gün yüzüne çıkartılan gerçekçi insan ve hayvan heykelleri, bölgedeki sanat anlayışının boyutlarını gözler önüne sermektedir. Öyle ki heykellere işlenen yüz ifadeleri, insan duygusunun tüm izlerini 12 bin yıl öncesinden günümüze taşımakta, zamanın sonsuzluğunu tarihin sonsuzluğuyla birleştirmektedir. Şanlıurfa şehir merkezine 46 kilometre mesafede yer alan Karahantepe’ye Şanlıurfa Gap Havalimanı’ndan kalkan servislerle ya da araç kiralayarak ulaşmak mümkündür.

Nemrut Dağı

Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Nemrut Dağı, tarihi ve doğal güzellikleriyle dünyanın en etkileyici turistik yerlerinden biridir. Nemrut Harabeleri ile de dünyanın sekizinci harikası olarak kabul edilmektedir. Volkanik bir dağ olan Nemrut Dağı, zirvesindeki anıt mezarlar ve heykellerle adeta bir açık hava müzesi gibidir. Tarihte bilinen en eski holoskopa ev sahipliği yapan Nemrut Dağı, kadim bir tarihi günümüze taşımaktadır. Adıyaman sınırları içerisinde yer alan Nemrut Dağı, Adıyaman sınırları içerisinde yer alan Nemrut Dağı, Anadolu’nun eşsiz kültürel değerlerini geçmişten günümüze taşımayı sürdürmektedir.

Nemrut Dağı, Kommagene kralı Antiohos Theos tarafından yaptırılan Kral Antiokhus, Herakles, Zeus, Fortuna ve Apollo heykellerine ev sahipliği yapmaktadır. Aynı zamanda Antiohos’un tümülüsü, Eskikale, Yenikale, Karakuş Tepe ve Cendere Köprüsü de burada burada bulunan milli park içerisinde yer almaktadır. Bu bakımdan Anadolu coğrafyasının en önemli merkezlerinden biri konumunda olmasıyla birlikte dünyanın pek çok noktasından her yıl ziyaretçiler kabul etmekte, zamanın ötesinden günümüze taşıdığı ihtişamını gelecek kuşakların tanıklığına sunmaktadır.

Yüzü gülmez, acımaz, sert tutumlu gibi anlamları bulunan Nemrut sözcüğü; anlatılan kadim hikâyeye göre Hz. İbrahim’i ateşe attıran Babil Hükümdarı Nemrut’tan gelmektedir. Güneşin doğuşunun da batışının da en ihtişamlı halleriyle seyredilebildiği Nemrut Dağı, 2150 metre yüksekliği ile ziyaretçileri büyülemektedir. Adıyaman şehir merkezine 87, Kahta ilçesine 43 kilometre mesafede yer alan Nemrut Dağı Milli Parkı alanına Adıyaman Havalimanı’ndan kalkan otobüslerle ya da özel araçlarla ulaşmak mümkündür.

Bergama

İzmir sınırları içerisinde yer alan Bergama’nın tarihi, Helenistik dönemlere kadar uzanan zengin bir geçmişe sahiptir. 2014 yılında Dünya Kültür Miras Listesi’ne alınmış, MÖ 282-133 yılları arasında Pergamon Krallığı’na başkentlik yapmıştır.

Stratejik olarak önemli bir yerde konumlanmasından dolayı tarih boyunca iskân edilen bölgede, geçmişten gününüze kalan pek çok tarihi değer bulunmaktadır. Bergama Athena Tapınağı, Zeus Sunağı, Dionysos Tapınağı, Trajan Tapınağı, Serapis Tapınağı, Asklepion Tapınağı ve Bergama Antik Tiyatro, bölgeyi ziyaret edenlerin mutlaka gezip görmesi gereken güzellikler arasında yer almaktadır. Bununla birlikte Gymnasium, Akropolis, Kızıl Avlu ve Hacı Hekim Hamamı da Bergama’nın önemli değerlerindendir. Ovaya egemen bir tepe üzerinde yer alan Bergama Antik Kenti Akropolü, görkemli bir kale izlenimi vermesiyle ünlüdür.

Bergama Antik Kenti, pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmasının yanında Türkiye’nin ilk arkeoloji müzesine sahiptir. Günümüzde Pergamon kalıntılarının büyük bir bölümü bu müzede sergilenmekte, ziyaretçilerine adeta zamanın en değerli dönemlerinden unutulmaz yolculuklar ve tanıklıklar armağan etmektedir.

Bergama’ya dair bir diğer önemli değer ise Bergama Kütüphanesi’dir. Antik dünyanın en önemli kütüphaneleri arasında yer alan yapının bünyesinde 200.000 cilt barındırdığı düşünülmekte, bu özelliği ile İskenderiye’deki Büyük Kütüphane’den sonra ikinci sırada gelmektedir. Bergama ile İzmir Adnan Menderes Havalimanı arası yaklaşık 133 kilometre mesafededir. Bergama’ya havalimanından kalkan servislerle ya da kiralayacağınız özel araçlar vasıtasıyla ulaşmanız mümkündür.